Şiirselliği öldürmek

2008-10-05 20:45:00

<!-- @page { size: 21cm 29.7cm; margin: 2cm } P { margin-bottom: 0.21cm } -- 12 Mart öncesinde Nâzım Hikmet şiirinin serbest kalmasıyla bir tabu yıkılmış; Darvin, Marx, Engels, Politzer gibi düşünürlerin raflarda görülmesi, özgür bir okuma ortamının doğmasına yol açmıştı. Aydın kıyımına yönelen 12 Mart cuntası, okuru kitaptan koparmaya kalkıştıysa da gelişmenin önünü alamadı, 12 Mart sonrasında okuma yeniden hayatın içine girdi. 12 Mart ortamında Yaşar Kemal, yerine oturmuş bir yazardı. 1960 sonrasında, köylünün bürokrasiyle çatışmasını öne çıkaran Fakir Baykurt ilgi odağı oldu. Bir Gün Tek Başına adlı romanında 27 Mayıs’ı anlatan Vedat Türkali 12 Mart edebiyatçılarının cesaretini arttırmıştır. Adalet Ağaoğlu Ölmeye Yatmak’ta yalnızlaşan bireyin gerçeğini yansıtırken, Bir Düğüm Gecesi’nde, askeri cuntayla sermaye kesimi arasındaki kan bağına attı neşterini. Öte yandan, opera Sanatçısı Ruhi Su’nun, türkülerimizi opera ağzıyla söylemesi bir yenilikti. Böylece halk, yüzyıllar sonra Pir Sultan’la, Kazak Abdal’la, Karacaoğlan’la, Dadaloğlu’yla kucaklaşıyordu. Ayrıca, Kuzgun Acar’ın emekçi elini andıran yontusunu görmek için Antalya’ya gidenler oluyordu. O Antalya ki, orada yontular yasaklandı, nü’lerin kalçalarına tülbent bağlandı... Bu bağlamda sözü şiire getirmek istiyorum. 12 Mart döneminde Nâzım’ın şiiri kitlesel coşkuyla algılanmıştır; şiirsel değerinden çok slogan olacak söylemiyle... Oysa sloganlaşan şiirin ne sanatsallığı kalır, ne şiirselliği... Kitlesel coşkunun şiirselliği öldürdüğünün kanıtıdır bu! Belli şair, romancı, ressam, yontucu ya da müzikçilerle yetinmenin, toplums... Devamı

İşte dünyamızın işleri!..

2008-09-21 05:07:00

Katillere, canilere, canlı bombalara bu sefer hedef gösterilen Mickey Mouse’tan başkası değil İşte dünyamızın işleri!.. İşin aslını ararsanız, ben size bu hafta Ahmet Rasim’in “Ramazan Hasbihalleri”nden söz edecektim!.. Ne var ki, geçen perşembe günü Milliyet gazetesinde okuduğum bir haber, yazı planımı altüst etti. Söz konusu haberin başlığı şöyleydi: “Mickey Mouse Öldürülmeli”. Katillere, canilere, canlı bombalara bu sefer hedef gösterilen, ünlü çizgi roman kahramanı Mickey Mouse’tan başkası değildir!.. İyi de, suçu neymiş bu hayal kahramanının? Sevimli farenin kabahatinin neler olduğunu haberden okuyoruz: “Arap ülkelerinde yayın yapan El Mecd TV’deki bir programda, İslam dininin farelere yaklaşımı hakkında bir soruyu yanıtlayan Şeyh Muhammed Munacid, ‘Şeriata göre fareler tiksindirici ve pis yaratıklardır. Bu hayvanlar şeytanın askerleridir’ dedi. Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçiliği’nde görevli eski bir diplomat olan Munacid, programda, ‘Bu korkunç varlıkları çocuklara sevdiren Mickey Mouse’un mutlaka öldürülmesi gerekir’ dedi.” Eduardo Galenao’nun “kapitalizmin cana yakın hayvanat bahçesi” olarak gördüğü Disney’in çizgi film kahramanlarını eleştirdiğini bilirdim… Ama, Uruguaylı yazar, Latin Amerika’nın özgürlük harekâtına karşı olarak, sömürgeciliği dayatan diktatörlerin ekmeğine yağ sürdüğü için şüpheyle yaklaştığı Disney’in çizgi film kahramanlarına karşı yasak ya da şiddet uygulanmasını önermemektedir. Oysa, okuduğum haberde, Mickey Mouse’un öldürülmesi izleyiciye verdiği mesajlar yüzünden değil, yalnızca doğadaki kimliğinden... Devamı

İNCE ELEK

2008-05-17 07:05:00

İçtikçe içesim geliyor gayrı ne bilgi ara ne hünerBeni bu rakıyla baş başa bırakmaAdam olayım çalışıp para kazanayımBeni böyle işsiz güçsüz bırakmaBeni uslandır beni yüreklendirBeni deli edip bırakmaBilsen nereleri var kalk gidelimBeni hep buralarda bırakmaBeni aç bırak evsiz urbasız bırakBeni sensiz bırakmaBeni ne yap biliyor musunBeni yont beni arıt beni ayıklametin eloğlu   Devamı

"Deniz'in ardında bıraktığı geçmiş"

2008-05-09 18:38:00

ARTIK VAKİT GELDİ GÖMLEĞİ   "Artık vakit geldi! Gömleği giydirelim, ha, ne dersin?" Deniz'in ardında bıraktığı geçmiş Hüseyin'in inancı Yusuf'un aslanı "ve bir gün mutlaka…" Hepsi o! Yusuf'un ardında bıraktığı aslan Deniz'in geçmişi Hüseyin'in inancı "baba, her biri oğlun sayılır" Hepsi o! Hüseyin'in ardında bıraktığı inan Deniz'in geçmişi Yusuf'un aslanı "ben şimdi savaşmasam, ilerde kimse…" Hepsi o! Artlarında bıraktıkları Ben sen o biz siz onlar Yaşayan Yok kimse başka Yok kimse artık -Duydum Deniz'in sesini: "Türkiye'nin üç tarafı denizlerle çevrili" Yanıtladım ben de: "Türkiye'nin üç tarafı…" Hepsi o!   Tuğrul Asi BALKAR Devamı

"Bizim Peri de onların arasında"

2008-04-27 10:43:00

Gabriel Peri   Bir insan öldü başka silah bilmeden Hayata açılmış kollarından gayrı Bir insan öldü başka yol bilmeden Mavzerlerin kıpraştığı yollardan gayrı Bir insan öldü vazgeçmez hâlâ döğüşten Ölüme karşı o karanlığa karşı Madem onun istediği şeyleri Biz de istiyoruz Esenlik diyoruz ışısın bir Gözlerin gönüllerin derininde Adalet diyoruz ışısın yeryüzünde İnsanı yaşatan kelimeler vardır Hani yunmuş arınmış sözler Sıcaklık diyelim güven diyelim Mesela aşk adalet hürriyet kelimesi Çocuk kelimesi insanlık kelimesi gibi Ve bazı çiçeklerin ülkelerin ismi Mesela yiğitlik kardeşlik arkadaşlık Çalışma kelimesi gibi Sonra bazı kadınların bazı dostların ismi Bizim Peri de onların arasında Bizim dediysem boşuna değildi vurulduğu Peri öldüyse bu hayat yaşamaya değsin diyeydi Ondan öğrendik gücümüzün nelere yeteceğini Biz diyorsam onun umudu hâlâ harlı diyedir.   Paul Eluard Devamı