"Biliyorum, diller bana dar gelir"

2008-02-07 07:49:00

İsimlendirilemez Birine 1 Sana sesleniyorum: -Bilsem de isimlendirilemez olduğunu- "Sevgilim"! Biliyorum, diller bana dar gelir, gömleğim dar gelir, dar gelir yatağım. Boş gelir sözcükleri dünyanın, harflerim alevlerde kül gelir. 2 Sana sesleniyorum: -isyanına rağmen, bu aşiretin- "Sevgilim"! -isyanına rağmen, şu aşiretin- "Sevgilim"! Uçsuz bucaksız sınırların biliyorum, simgelerin çözülmez, ve okumak gözlerini, giz bilimi okumaktır. 3Sana sesleniyorum: -kadınlara nispet- "Sevgilim"! -teneke kafalara nispet- "Sevgilim"! Aşiret başımı ister biliyorum, erkekler övünür katlimle, ve kadınlar oynar mezar taşımda. 4 Altüst ettim tüm sözlükleri, bitkin düştüm hatta; ne koyarsın adını, yeni, garip, heyecan verici birinin, mecnun sevgime uygun, "Sevgilim"den gayri? Su'ad as-Sabah. Çeviren: Nilgün Cön-Gruhlke Devamı

46. 'şiir ekle' için,

2008-02-03 11:21:00

GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ Bu bir türkü:- toprak çanaklarda güneşi içenlerin türküsü! Bu bir örgü:- alev bir saç örgüsü!                          kıvranıyor; kanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor                                       esmer alınlarında                           bakır ayakları çıplak kahramanların! Ben de gördüm o kahramanları, ben de sardım o örgüyü, ben de onlarla                      güneşe giden                                         köprüden                                                geçtim! Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi. Ben de söyledim o türküyü! Yüreğimiz topraktan aldı hızını; altın yeleli aslanların ağzını                                         yırtarak                &... Devamı

45. 'şiir ekle' için: 'değer'

2008-01-29 17:38:00

değer mi?   bir rüya görür gibi seninle bulutlara uçtuğumda bir ateş yakar beni sevginle tutuştuğumu sanırdım yağmur olur damla damla öperdim öperdim dudaklarından bir nehir gibi çağlar akardım akardım damarlarından değer mi hiç değer mi hiç değer mi değer mi söyle bir rüya ömür boyu sürer mi sürer mi böyle değer mi hiç değer mi hiç değer canım değer elbet değer birtanem aşk için herseye ne hayal ne de gerçek engel mi kanatlanmadan uçmaya değer canım değer birtanem   ümit yaşar oğuzcan Devamı

cevat çapan/şiir atlası

2008-01-28 18:14:00

Gözlerini kapatınca bir şiir görüyorsun 1973. Slovenya. Lyublyana Üniversitesi'nde Karşılaştırmalı Edebiyat ve Almanca okudu. Saatlerin Satranç Masası (1995), Kaşmir (1997), Yumrular (2002) adlı şiir kitaplarını ve Yaz Ortasında Şubat (1999) adlı düzyazı kitabını yayınladı. Kitapları birçok ödül aldı ve çeşitli dillere çevrildi. Ljbulyana'da yaşıyor. Taş Kimse duyamaz taşın içinde sakladığını.Bu sadece taşı ilgilendirir, bir acı gibiAyakkabıyla ayak arasında biriken. Çek al, caddedeki yapraklar uçuşmaya başlar hemen.Olmuş olan olmayacaktır bir daha. Ve tüm öteki kehanetler yığınlarla çürüyen.Civar klinikten gelen koku. Sessizce içeri girersin.Kimse bilmez içinde sakladığını.Tek sakini sensindir taşın. Fırlatıp atarsın. Vintarovci 48 On ya da yirmi yıl içinde ölecek olmanı Nasıl anlayabilirim?Bedenin kurudu çoktan,Ama vereceği hâlâ öyle çok ki ellerinin.Otların üstüne kapanmış. Dikiş iğneleriyle dans eden parmaklar. Bir önlüğün üstünde dinlenen. Senin eşsiz ellerin.Üstümü değiştirdiğin o sarsak sedirdeTuttun ellerimi, sönmüş bileklerinin Kırışıkları üzerine koydun. "Deden öleli" dedin "sürekli nabzımı sayıyorum." Gözlerini kapayıp içinde sallanan hayatın sesini dinliyorsun."Hep daha zayıf," diyorsun, "hep daha sessiz."Bilinmeze doğru boy atıyor eşsiz ellerindeki hayat.Sonra ellerini yine kavuşturdun.Ben de, pencerenin dibindeki ağaçtan gül toplamaya çıktım.Bahçe makasının sert yayı itip açtırıyordu parmaklarımı. Nasıl anlayabilirim en güçlünün bile karşı koyamayacak olmasını? Benim için, bileklerindeki damarlar hep tomurcukYüklü bir ağaç olarak kalacak, bir yoğun bahar akşamı,Damarlarında hoş kokulu tomurcuklar. Sana Al sana bir kondom. Tamam, hoşuna gitmedi.Ama ihtiyacın var. Al. Öyleyse. Şimdi de kabın gümüşlü yüzündeki talimatları oku.Bu dili bilmiyorsun ama seviyorsun çünkü biliyorsun ki mesaj sana.Kim bilir belki senden söz ediyordurYa da seni düşünerek yazmıştır onu biri.Aç. Sahte mütevazılık ... Devamı

mustafa şerif onaran/değinmeler

2008-01-28 18:07:00

Şiir dili kendi gizler Dilin yüzyıllar süren değişimi içinde şiir dilinin de geçirdiği bir serüven var. Genel dilin etkisinde kalsa da, şiir dili, özel bir değişim gösterir. Çünkü her ozan şiir diline kişiliğini, biçem özelliğini sindirmek ister. Söze yeni anlam yükleri kazandırırken alıştığımız anlamın ötesinde, çözümü kolay olmayan yeni bir anlam gelişir. Şiir çevirisinde anlama varmanın çeviriyi kolaylaştıran ilk adım olduğunu anımsamak gerekir. Talat Sait Halman anlatmıştı: Melih Cevdet Anday'ın şiirinde anlamını çözemedikleri bir dizeyi çeviremedikleri için kendine danışmışlar. "O zaman nasıl bir duyarlık içinde olduğumu bilemiyorum. Ben de anlayamadım" yanıtını vermiş. Bir ozanın yaşadığı ruhsal karmaşa "anlamsızlık" olarak da yorumlanabilir. O ruhsal karmaşada her insanın kendinden bile gizlemek istediği utanmalar, kırgınlıklar, öfkeler aranmalıdır. O ruhsal karmaşada gizli bir suç da olabilir. Bu duyarlıkların nasıl bir imge yoğunluğu kazanacağı bilinemez. Gökçenur Ç. bunu bir dizede yoğunlaştırmış: "Çıplaklığın: Şiirde örtük anlam" (HER KİTABIN EL KİTABI, Yitik Ülke Yayınları, 2006). Çıplaklığın örtünmesi; öfkenin yatışması, korkunun çekilmesi, utancın eksilmesi, kızgınlığın yumuşaması diye yorumlanabilir. O davranışların arkasında ancak kendimize açıklayacağımız bir suç da olabilir. Belki de sezdirmelerle yetindiğimiz bir sevi duyarlığı içindeyizdir. Sevgili bunu anlar mı? Anlamaz görünür de uzaklarda mı durur? Nedim Efendi kendini içkiye vererek o özlemi dindirmeye çalışıyor: "Sen bîhaber, hayalin ile kûşelerde biz Tâ subh olunca her gice ayş ü dem eyleriz." BELİRSİZLİK Divan şiirinde, o arka bahçeyi açmayı kolaylaştıran "anlam anahtarları" vardır. Ama "metin şerhi" dersi dış anlamı çözmeye yarar. Dış anlamın ötesini merak etmeli insan. O anlam derinliğine nasıl varırız? Ozandaki tedirginliği sezemezsek şiir tümcesindeki örtülü anlamın gizlerine ulaşamayız. Eser Gürson'un nitelemesiyle "düzyazıms... Devamı